12 Haziran 2011 Pazar

duygulardan utanmak gibi değil de, unuttum.

bir şeyler yazmak istiyorum, ama utanıyorum, sanırım..
içim hazır mı kelimelerde şekillenmeye sormadım hiç, cevapta vermez ya zaten..
ne kadar uzaklaştırabilirim ki kendimi gerçek hislerimden..
insanın otoparkta 'gel, gel' diyen kendini, 3. kattan izlemesi gibi..
geçen gün bir yerde okudum diyor ki adamın biri 'hiç hatırlamıyorum, çok üzgünüm'..
bende öyle..
nefes alan nesnelere yüklediğim manasız manaları tekrar ettikçe içimden, nefesim kesiliyor acıdan.. saç diplerim sızlıyor, zamanla acı hafifliyor.. anlamlar değişiyor, ben değişiyorum.. bir anahtarlık ya da boktan bir küpe bile daha değerli gözümde, senin elinden çıkmış olsa bile..
sol tarafımla ilgili sorunlarım var.. kulağım, gözüm falan.. kalbim demeyeceğim tabi ki, çok riskli.. doğru kelimelerle süsleyemezsem onu, hakettiği anlamları yükleyemezsem, rezil olur kalbim..
sol tarafımıza ait hassas organımız kalbimiz, dokunaklı olayların baş kahramanı..
nefret nerde yetişir, böbrek? karaciğer?
yakıştıramadım..
belki damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur, zehirleniyoruzdur..




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder